| Aşk İnsanı Üşütür Mü? |
|
Teker teker bastığı tuşlar kendisinde basma arzusunu arttırdıkça
arttıracak seslerin yankı bulmasına sebebiyet veriyordu. Kapkaranlık
odanın en orta yerinde yılların birikintisine parlaklığıyla karşı
koyamasa da yaratabildiği ahenkle fazlasıyla dayanabilmişti. Ufak bir mum yaktı. Neden yaktığını bilmiyordu. Baktı buğulanmış gözleriyle. Onda bir ayakkabı boyacısının dram dolu hayatını anımsatan duygular uyandırıyordu. Anlam verememesine şaşırmadı. Sadece iki kadehti ona eşlik eden. Büyülü iki kadeh… Ayağa kalktığını anımsaması uzun sürmedi. Bir iki adım ilerledikten sonra vazgeçti. Yetmemişti. Yetmeyen neydi? Döndü sendeleyerek. Düşünmeyi sevmezdi. Soğutmuştu bir şeyler onu düşünmeye karşı. İşte bu yüzden uzatmadı onun için anlamsızlaşmış eylemini… Deri bir sandalyesi vardı. Yıllar önce aldığında dört tane ayağı ve kusursuz bir görünümü olan sandalye şimdilerde bir mumun yanmaya küsüşü gibi yüz çevirmişti hayata. |
